Modern toplum yapısında ev hayvanları, yalnızca üretim ilişkilerinin bir parçası veya maddi malvarlığı unsuru olmanın ötesine geçerek, aile birliği içerisinde bireylerle derin manevi bağlar kuran canlılar haline gelmiştir. Türk hukuk sisteminde hak ehliyeti yalnızca insanlara ve tüzel kişilere tanınmış olup; hayvanlar, hukuk süjesi (öznesi) olamadıkları için ancak hak konusu olabilmektedirler. Bu durum, boşanma gibi aile birliğinin sarsıldığı hallerde, ev hayvanının hangi eşte kalacağı ve yaşamını nasıl sürdüreceği konusundaki uyuşmazlıkları karmaşık bir hale getirmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nda ev hayvanlarının boşanma sonrası durumuna ilişkin açık ve spesifik bir hüküm bulunmamaktadır. Mevzuatın bu sessizliği, hayvanların sıradan bir “eşya” olarak görülmesi riskini doğursa da; doktrin ve güncel yargı eğilimleri, hayvanların alelade cansız varlıklardan farklı olarak “eşya hükmünde” kabul edilmesi gerektiğini ve üzerlerindeki tasarruf yetkisinin hayvan refahı yasalarıyla (HKK m. 4-5) sınırlandırıldığını vurgulamaktadır. Bu çalışmanın amacı, boşanma sürecinde ev hayvanlarının hem mülkiyet hukuku hem de aile hukuku prensipleri çerçevesinde nasıl konumlandırılması gerektiğini, kaynaklardaki akademik görüşler ve mahkeme uygulamaları ışığında incelemektir.
Boşanma davası devam ederken ve davanın sonuçlanmasıyla birlikte ev hayvanlarının durumu, mülkiyet yapısına ve hayvanın yararına göre farklı hukuki yollarla çözüme kavuşturulmaktadır.
- Dava Devam Ederken Geçici Önlemler (TMK m. 169): Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri re’sen almakla yükümlüdür. TMK m. 169’da sayılan önlemler örnek niteliğinde olup; özellikle çekişme konusu olan ev hayvanlarının davanın sonuna kadar hangi eşin zilyetliğinde kalacağı, hâkim tarafından belirlenmelidir. Bu aşamada mülkiyet hakkı belirleyici değildir; önemli olan hayvanın yararı, eşlerin ve varsa çocukların hayvanla olan manevi bağının yoğunluğu ve hayvanın bakımını en iyi hangi eşin sağlayabileceğidir. Hâkim, tedbir nafakasına hükmederken, hayvan kendisinde kalan eşin yaptığı bakım masraflarını da dikkate almalıdır.
- Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Alım Hakkı: Ev hayvanı eşlerin birlikte mülkiyetinde (paylı veya elbirliği mülkiyeti) ise, mal rejiminin tasfiyesi aşamasında TMK m. 226/2, m. 248/2 veya m. 280 uyarınca “Alım Hakkı” gündeme gelir. Bu hakka göre, hayvana sahip olmakta üstün yararı (örneğin daha güçlü manevi bağ, çocukla beraber kalma zorunluluğu) olduğunu ispatlayan eş, karşılığını (bedelini) diğer eşe ödemek kaydıyla hayvanın tek başına maliki olabilir. Ancak kaynaklarda vurgulanan önemli bir husus; ev hayvanının münhasıran tek bir eşe ait olması durumunda ortaya çıkan kanun boşluğudur. Bu durumda, hayvanın mülkiyetine sahip olmayan eşin hayvanla olan bağı ve hayvanın refahı, mülkiyet sahibi eşten daha üstünse, hâkimin tümel kıyas yoluyla mülkiyet sahibi olmayan eşe de alım hakkı tanıması gerektiği savunulmaktadır.
- Yargı Uygulamaları ve “Ziyaret Hakkı” Meselesi: Uygulamada eşlerin ev hayvanıyla kişisel ilişki kurma (ziyaret hakkı) talepleri tartışmalıdır. Bazı görüşler bunun “tam ayrılık” (clean break) ilkesine aykırı olduğunu savunsa da, mahkemeler protokolleri uygun görebilmektedir.
- Örnek Uygulama: İzmir 16. Aile Mahkemesi (2018/592 E., 2018/597 K.), tarafların birlikte sahiplendikleri “maltese terrier” cinsi köpeğin zilyetliğinin davacı kadına verilmesine; davalı koca ile köpek arasında belirli günlerde (Cumartesi 10:00 – Pazar 18:00) görüş tesisine ve davalının aylık 200 TL bakım masrafı ödemesine karar vermiştir. Bu tür anlaşmalar, hayvanın yararına (örneğin sürekli yer değiştirmeden kaynaklı stres) aykırı olmadığı sürece geçerli kabul edilir; aksi halde TBK m. 27 uyarınca kesin hükümsüz sayılmalıdır.
- Sonuç ve Diğer Haklar : Kaynaklar analiz edildiğinde, ev hayvanının mülkiyetini alım hakkı yoluyla kazanan eşin, diğer eşe bir bedel ödemesi gereği “satış sözleşmesi” hükümlerini doğurur. Bu aşamada, malik olmayan ancak bakımını üstlenen eşin yaptığı harcamalar için vekâletsiz iş görme hükümlerine dayanarak alacağını takas etme hakkı saklıdır. Ayrıca, alacaklıların korunması bakımından; ev hayvanı teknik olarak bir malvarlığı unsuru olsa da, İcra İflas Kanunu (İİK m. 82) kapsamında ev içi eşya ve canlıların haczine ilişkin sınırlamalar, hayvanın alelade bir alacak tahsil aracı olarak kullanılmasını engellemektedir [1077-1078 kıyasen]. Sonuç olarak; Türk hukukunda ev hayvanlarının boşanma sonrası durumu mülkiyet ve aile hukuku kurallarının kesişim noktasındadır. Hâkim, TMK m. 169 ve m. 1/II çerçevesinde yetkisini kullanarak mülkiyet hakkı ile canlı varlığın (hayvanın) üstün yararı arasındaki dengeyi kurmalı ve kişisel ilişki tesisinde dürüstlük kuralını esas almalıdır. Ev hayvanının boşanmadaki durumu, bir kitabın paylaşılmasından ziyade, iki kişinin ortak baktığı ve bir saksıda yetişen nadide bir çiçeğin akıbetine benzer. Kitap bölünebilir veya rafa kaldırılabilir; ancak canlı varlık, doğası gereği en iyi ışığı ve suyu (üstün yarar) alabileceği tarafa bırakılmalıdır.