Location Image

Kültür, Dr. Mediha Eldem Sk.

62/16 Çankaya/ANKARA

Time Image

09:00

18:00

SAĞ KALAN EŞ AÇISINDAN MİRAS PAYI VE DENKLEŞTİRME

Türk Miras Hukuku, mirasbırakanın ölümüyle birlikte malvarlığının mirasçılara bir bütün olarak geçmesini sağlayan küllî halefiyet prensibi üzerine inşa edilmiştir. Bu sistemde mirasçılar, mirasbırakanla olan kan hısımlığı bağlarına göre zümre sistemi (parentel sistem) içerisinde sınıflandırılırlar. Zümre başları, her bir derecenin kökünü oluşturan kişiler olup (çocuklar, ana-baba, büyük ana-baba), mirasın bu başlar ve onların halefleri arasında nasıl dağıtılacağı kanunla belirlenmiştir.
Sağ kalan eş, kan hısımı olmamasına rağmen, modern hukuk anlayışının bir gereği olarak yasal mirasçılar arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Eşin miras payı sabit olmayıp, hangi zümre mirasçıları ile birlikte mirasçı olduğuna göre değişkenlik gösterir. Eşin mirasçılığı, sadece terekeden pay almasını değil, aynı zamanda mirasın paylaşılması sürecinde adaleti sağlamayı amaçlayan denkleştirme (iade) müessesesinin de bir parçası olmasını gerektirir.

Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarına miras paylarına mahsuben yapmış olduğu sağlararası karşılıksız kazandırmaların paylaşma sırasında terekeye geri dönmesini sağlayan bir hesaplaşma kurumudur. Bu kurumun temel amacı, mirasçılar arasında denklik ve eşitliğin korunmasıdır; zira bu kazandırmalar hesaba katılmadığı takdirde, kazandırma edinen mirasçı diğerlerine nazaran haksız bir avantaj elde edecektir.

Mirasta Pay Dağılımı, Zümre Başları ve Denkleştirme Süreci

  1. Zümre Sistemi ve Eşin Pay Oranları
    TMK m. 499 uyarınca sağ kalan eş;
  • Mirasbırakanın altsoyu (birinci zümre) ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte birini,
  • Ana ve baba zümresi (ikinci zümre) ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısını,
  • Büyük ana ve büyük baba zümresi (üçüncü zümre) ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçünü,
  • Eğer bu zümrelerde hiç mirasçı yoksa mirasın tamamını alır.
    Burada zümre başları (çocuklar, anne, baba vb.), mirasın kendi kökleri içinde eşit dağılımını sağlar; ancak eşin varlığı bu zümrelerin alacağı toplam payı sınırlandırır.
  1. Denkleştirme Yükümlülüğü ve Sağ Kalan Eş Denkleştirme, TMK m. 669/1 uyarınca yasal mirasçıların birbirlerine karşı yükümlülüğüdür. Ancak kanun koyucu, altsoy için daha ağır bir yükümlülük öngörmüştür: TMK m. 669/2 uyarınca, altsoya yapılan çeyiz, kuruluş sermayesi veya malvarlığı devri gibi kazandırmalar, mirasbırakan aksini açıkça belirtmedikçe kanuni denkleştirmeye tabidir.
    Sağ kalan eş açısından kritik nokta, eşin bu “kanuni” denkleştirme kapsamında olup olmadığıdır. Kaynaklara göre eş, altsoy gibi kanuni bir denkleştirme yükümlülüğü altında değildir; ancak mirasbırakan yapılan kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığını beyan etmişse iradi denkleştirme (TMK m. 669/1) yükümlüsü olur.
  2. Yargıtay Uygulamaları ve Karşılıklılık İlkesi Öğretide ve Yargıtay içtihatlarında sağ kalan eşin altsoya karşı denkleştirme alacaklısı olup olamayacağı tartışılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.04.1980 tarihli kararında, denkleştirme yükümlülüğünün ancak mirasçılar arasında karşılıklı olabileceği, eşin altsoya karşı kanuni denkleştirme yükümlülüğü olmadığından, altsoyun da eşe karşı bu talepte bulunamayacağı yönünde (dar) bir görüş benimsenmiştir. Ancak güncel doktrin ve İsviçre Federal Mahkemesi (BGE 77 II 228) kararları, sağ kalan eşi korumak adına, eşin altsoya yapılan kanuni denkleştirmeye tabi kazandırmaların iadesini isteyebileceğini (denkleştirme alacaklısı olabileceğini) savunmaktadır.
    Örnek: Mirasbırakan (M), sağlığında oğlu (Ç) lehine 20.000 TL kuruluş sermayesi vermişse; sağ kalan eş (E), TMK m. 669/2’ye dayanarak bu miktarın terekeye iadesini isteyebilir. Böylece eşin 1/4’lük payı, bu 20.000 TL’nin de eklenmiş olduğu toplam tereke üzerinden hesaplanır.
  3. Alacaklıların Korunması ve Eksik Kalan Hususlar Süreç içerisinde alacaklıların hakları da teminat altına alınmıştır. Mirasın paylaşılması aşamasında, eğer bir mirasçı borçluysa ve miras payını haczettirmişse, alacaklısı İİK m. 121 uyarınca icra mahkemesinden alacağı yetki belgesi ile ortaklığın giderilmesi ve denkleştirme süreçlerine müdahil olabilir. Kaynaklarda dikkat çeken ancak bazen göz ardı edilen bir husus, miras payını aşan kazandırmalardır. TMK m. 672 uyarınca, eğer mirasçıya yapılan kazandırma miras payını aşıyorsa, mirasbırakanın bu fazlalığı mirasçıya bırakma iradesi ispat edilmedikçe, aşan kısmın terekeye iadesi gerekir. Alacaklılar, mirasçının bu iadeyi yapmayarak mal kaçırması durumunda tenkis davası veya iptal davası yollarına başvurabilirler.

Ayrıca, denkleştirme davası teknik olarak bir “tespit” veya “eda” davası şeklinde açılabilir. Sağ kalan eşin evlilik öncesi yapılan kazandırmalar için denkleştirme isteyip isteyemeyeceği konusunda ise; esas olan mirasın açıldığı tarihteki yasal mirasçılık sıfatıdır. Dolayısıyla eş, evlilikten önce altsoya yapılmış kazandırmalar için de denkleştirme talep edebilir.
Sonuç olarak, sağ kalan eşin miras hakları, zümre başları ile kurulan denge ve denkleştirme müessesesi ile korunmaktadır. Yargıtay’ın karşılıklılık esasına dayalı kısıtlayıcı yorumlarına rağmen, güncel eğilim eşin denkleştirme alacaklısı olma haklarını genişletmekte, bu sırada alacaklıların hakları ise İİK ve tenkis hükümleriyle dengelemektedir.

 Zümre sistemi, bir binanın katları gibidir; her katın (zümrenin) kendi başı ve sakinleri vardır. Sağ kalan eş ise bu binanın asansörü gibidir; hangi katta durursa (hangi zümreyle mirasçı olursa) oradaki sakinlerle ortaklık kurar ancak asansörün taşıma kapasitesi (miras payı) bulunduğu kata göre önceden programlanmıştır. Denkleştirme ise, sakinlerin binaya girmeden önce yanlarında getirdikleri fazlalıkları ortak havuzda toplayıp asansördeki eşle adilce paylaşmalarıdır.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir